Bebek Günlüğü

Yeni bir turla buralardayız! Bu turumuzda artık Boğaz’ın daha ileri kıyılarına gidelim dedik ve Bebek’e uzandık. Ben hemen bebek tişörtümü giydim. Edip saçlarını topladı. Düştük yola yine sabah erken sayılacak bir saatte. Çıkış yerimiz Bahçelievler…

Güzelce yol aldıktan sonra ilk molamızı Zeytinburnu’nda verdik. Yorulmuştuk tabi çimlere serildik. Bu sarışın arkadaş da oralarda uyukluyordu. Nasıl da keyfi yerinde, dünya yansa umurunda değil. Onu biraz rahatsız edip sevdik… Tamam itiraf ediyorum, epey sevdik…

Sonra yolumuz uzun dedik ve harekete geçtik. İkinci durağımız klasik mola yerlerimizden olan Yenikapı İskelesi oldu. Orada da kedi arkadaşlarımız var bizi bekleyen. Ela gözlü, beyaz tenli ve siyah saçlı güzel kediyle oynadık ve sonra bisikletlerimizi ve bıdığı fotoğrafladık. Bir de oranın kantini mi denir artık çay bahçesi mi, illa orda oturur bir şeyler içeriz. Kimi zaman çay, bazen soda, illa ki su. Sıvı ihtiyacımızı da giderdik. İskelenin girişinde, içeride tuvalet de var ve genellikle iyi durumda oluyor, tavsiye ederim.

Sonra ver elini Karaköy, Fındıklı, Beşiktaş… Ha gayret Kuruçeşme’ye az kaldı. Boğaz yolu epey keyifliymiş. Trafik kimi zaman sorun olabiliyor. Kabataş’ta arkamda koskoca bir otobüsün olduğunu ve yol çok dar olduğu için gitmemi bekleyerek yavaş yavaş sürdüğünü farkettiğim o an hem çok korktum hem de mutlu oldum. Çünkü adam korna bile çalmadan yavaş giderek benim ilerlememi bekliyordu.

Aslında kara listemize ek olarak bir de beyaz liste yazıp bu sürücüleri de afişe edebiliriz.

Neyse artık bir klasik olan mola yerlerimizden bir diğeri Kuruçeşme Parkı’na geldik. Birkaç deniz manzarası çektik. Deniz havasını da ciğerlere doldurduk. Çantaları da yastık yapıp çimlere uzandık mı bizden mutlusu yok valla… Hava da çok parlak ve açıktı, ağaçların arasından öyle güzeldi ki gökyüzü. Ama yola koyulmak lazım. Yol bisikletliyi çağırır.

Bebek’e kadar gittik. Oralar çok kalabalık. Hem trafik hem her yerde yayalar. Bebek’ten dönmeye karar verdik. Beşiktaş’ta caminin yanındaki çay bahçesinde sodaları diktikten sonra Bahçelievlere’e doğru yola koyulduk…

Toplam mesafe : 56.20 km
Toplam sürüş süresi : N/A
Ortalama Hız : N/A

Bu yazının kalıcı bağlantısı https://kirlibisikletler.com/2011/10/bebek-gunlugu/

İkinci

Bu yazının kalıcı bağlantısı https://kirlibisikletler.com/2011/09/ikinci/

İlk Sürüş [ 31 Temmuz 2011 ]

Büyük gün… Bisikletlerimizi Sirkeci’den aldık ve banliyö trenine atladık (bisikletleri adamdan sayıp ikisi için de birer bilet almalarını çok takdir ettim). Girerken de oradaki görevli dayı bakıp “Ne kadara aldınız bunları?” diye sordu. Bu kadara aldık diyince, “Pahalıya almışsınız ben 3’te 1 fiyatına alırdım.” diyerek bizi ezdi. En zor kısım banliyö treniydi sanırım. Bisikletler düşmesin diye Bakırköy’e kadar başlarında bekledim. Yeni alınmış ya, insanları yanlarına bile yaklaştırmadım, yaklaşmaya çalışana kötü kötü baktım.

Bakırköy’de indik. Bu bisikletler ne kadar hafif, oha, ne kadar kolay çıkarıyoruz merdivenlerden diye diye merdivenlerden çıkardık bisikletleri. Durağın önüne çıktık ve ikinci fiyat araştırmacısı ile karşılaştık. 9-10 yaşlarında bir veledizyak, “Abi kaça aldınız bunları?” diye sordu, ne yalan söyleyeyim yeni almışız binmek istiyorum, uğraşamadım çocukla, “Sakızdan çıktı bunlar bize.” dedim. Çocuk ilk önce şaşırdı sonra da hiçbir şey olmamış gibi uzaklaştı ordan.

Neyse, Özgürlük Meydanı’nın oralarda durduk ve kasklarımızı, eldivenlerimizi kuşandık ve yola çıktık. Yıllar sonra bisiklete binmişiz, nasıl garip geldi, nasıl hoşuma gitti. Daha önce Bakırköy’den Bahçelievler’e hep yürüyerek gittiğim için hangisi ters yön bilmiyorum, yolun yarısı boyunca ters yönden gittik. Neyse ki sonradan düzlüğe çıktık. Trafik kurallarına uygun gittik.

Bakırköy Devlet Hastanesi’nin orda ışıklar var, orada durduk ışık kırmızı olunca. O da nesi. Benim bacaklarım pes etmiş bile. Arkadan Pelin geliyor kıpkırmızı, onla dalga geçerken, “Sen sanki çok farklısın, kendine bak!” diye o benimle dalga geçti. Burada gülme ayağına herhalde bir 5-10 dakika dinlendik.

Beni en çok geren yer Bakırköy Devlet Hastanesi’nin önünden Bahçelievler’e çıkan alt geçitti ve bir sonraki engelimiz oydu. “Çıkarım lan!” diye gaza geldim, çıkıştaki eğimli 75 metrelik yolun daha 7. metresinde kesildim, bittim. Baktım Pelin yanımdan fıtı fıtı diye geçiyor, erkekliğe bok sürdürmeyeyim dedim ama sonradan baktım olmuyor, yemişim erkekliği deyip bisikleti elime alıp geri kalan 68 metre boyunca elimde gittim. Sonra yavaş yavaş eve gittik.

Ne doluymuşum ilk sürüşe karşı arkadaş..

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı https://kirlibisikletler.com/2011/08/ilk-surus-31-temmuz-2011/