“Abi sen zayıfladın mı?”

Evet bu aralar çok sık duyduğum bir soru bu; “Abi sen zayıfladın mı” ve sonrasında “Oha! At gibi zayıflamışsın”, “Hasta değilsin değil mi” vs. şeklinde devam eden konuşmalara çok maruz kalıyorum bu aralar. Haksız da değiller, 2017 yılı içinde “3 ayrı seviyede bel fıtığı” teşhisi konulunca, gittiğim doktor doğrudan “kilo vermeniz gerekiyor” dedi ve 108 kg ile başladığım serüvenime, hedeflediğim aralık olan 88 kg-90 kg aralığında devam ediyorum. İşte fark;

İlk fotoğrafın tarihi 19/05/2017, ikinci fotoğrafın tarihi 30/09/2017. 

Nasıl yaptım?

Şimdi bu konuda Pelin’in hakkını yiyemem. Kız zaten benim beslenmeme biçimime hayretler içinde bakıyordu. Bunu açıklamak için beslenme rutinimi anlatmam lazım:

Kahvaltı; İşe gittiğim her sabah bir poğaça + bir simit/açma veya bir pastane sandviçi + bir simit/açma kesin vardı. Hatta bazı sabahlar canım isterse bunların yanına bir de ay çöreği gelirdi. Haftasonları ise klasik Türk kahvaltısı yapıyorduk Pelin’le.

Öğlen; İşe gittiğim günler öğle yemeği yemiyordum. 

Akşam; Öğlen bir şey yemediğim için akşam yemeklerinde kafamı resmen o akşamki yemeğin içine sokuyordum. Abartısız 2 kişilik yiyordum -ki bu yemekleri çoğu zaman dışarıdan söylüyorduk-. Bitti mi? Tabii ki hayır;

Atıştırmalık; Her akşam işten dönerken en kötü bir cips ve çikolata/bisküvi, üzerine 1 lt. diyet kola alıyordum. Her akşam. İstisnasız. 

Şimdi böyle yazınca bu kadar leş beslenmeye rağmen durumum bayağı iyiymiş aslında . Pelin beslenme konusunda çok meraklı, evde beslenme ile alakalı bir sürü kitap var ve hepsini okudu. Yanlış anlaşılmasın, rejim kitapları değil bunlar, bildiğiniz beslenme üzerine kitaplar. Ben ne zaman “artık kilo mu versem acaba ya” dedim o zaman Pelin duruma el attı ve bana birkaç öneride bulundu. “Şunları yemen lazım”, “şunu yapman lazım” diye diye beni doğru yola sevk etti.

İlk olarak -en çok etkilediğini düşündüğüm şey- abur cuburu kestim ve kolayı -daha doğrusu her türlü paketli/hardcore şekilde işlenmiş ürünü ve içeceği- bıraktım. Şu andaki beslenme rutinim şu şekilde:

Kahvaltı; Sabahları 30 dakika erken kalkıyorum. Bir tane tam buğday unundan yapılma lavaş (karbonhidrat ihtiyacı), arasına peynir (sizin mihaliç, benim kelle dediğim memleketimin biricik peyniri – protein ihtiyacı), yumurta (protein ihtiyacı), yeşil biber (c vitamini ihtiyacı) ve canımın istediği başka şeyler varsa onları koyup tost makinesinde basıyorum. Muhteşem bir lezzet ve inanılmaz doyurucu. Kalan sürede de öğle yemeğimi hazırlamaya başlıyorum.

Öğle; -Evde kendimizin mayaladığı ve şaşırtıcı derecede lezzetli- Yoğurt (protein ihtiyacı), yulaf ezmesi (karbonhidrat ihtiyacı) ve bal/reçel (tatlı ihtiyacı ). Üzerine bir elma. 

Akşam; Son bilmem kaç zamandır evde her akşam yemek pişiyor. Dışarıdan en fazla ayda bir kere söylüyoruz. Ben yorgunsam Pelin, Pelin yorgunsa ben ama çoğu zaman beraber yapıyoruz yemekleri. Çok da keyif alıyoruz. Hem yaparken hem yerken. Öğlen de yemek yediğim için akşamlar 1 tabak yemek yetiyor da artıyor.

Atıştırmalık; 1 elma, 1 mandalina, biraz kuruyemiş (beyaz lebleb özellikle ). Yetiyor…

En sevdiğim kısım…

Yediklerim

Hiçbir şeyi komple kesmedim. Zaten yaptığım şeyi “rejim” olarak adlandırmıyorum, “diyet değişikliği” yaptım ben.

Tatlı yiyorum. Kararında yiyorum. Ama en önemlisi evde kendi yaptığımız tatlıları yiyorum. Sanılmaya ki evde öyle muhallebi, sütlaç yiyoruz. Evde gayet şekerparesinden, kahveci kurabiyesine; elmalı tartından, cheesecake’ine kadar her türlü tatlıyı yapıp yiyoruz. Çok da lezzetli oluyor, tatlılığını istediğimiz kadar da ayarlayabiliyoruz. Mesela şu kurabiyeleri biz yaptık;

kurbiş

Hamur işi yiyorum. Evde börekler, makarnalar, kişler havada uçuşuyor .

Cips yiyorum, alkol içiyorum. Çok nadirleşti ama canım çektiğinde asla “yemeyeyim/içmeyeyim yaaa” demiyorum, gömüyorum.

Fast food‘un dibine vuruyoruz. Ama tabii ki nasıl? Evde yapılan… Şu ana kadar evde pizza ve hamburger yaptık. O kadar güzel oldular ki artık dışarıdakiler “saman” gibi geliyor. Ayrıca hem çok hesaplı oluyor hem  çok çok kolay hem de yapması delicesine keyifli. Öneririm.

Yemediklerim

Ekmek. Yemiyorum . Sadece haftasonları, sabah kahvaltısında reçel sürebilmek için 1 dilim ekmek yiyorum. O kadar. Canım da istemiyor ilginç bir şekilde.

Tuz. Yemekler tuzsuz da gayet lezzetli olabiliyormuş. Bunu öğrendim bu süreçte. Aslında bu süreçle pek alakası yok bu durumun ama denk geldi. Yemiyorum .

Spor

Beslenme bu işin %70’i. Geri kalan %30’u da hareket. İlk başta bisiklet biraz daha uzaktı bana çünkü fıtıklar nedeniyle belimin ağrısı tam olarak geçmedi. Daha çok yürüyüş ve hafif yüzme ile başladım. Akşamları Pelin’le 5-6 km yürüdük. Daha sonra belimin ağrısı azaldıkça ben yürüyüşleri koşuya çevirdim, bisiklete binmeye başladım, yüzmede stil geliştirme çalışmaları yaptım. 

Haftada 2-3 gün koştum, koşuyorum. Intervaller, Fartlekler, Tempo koşuları, Zone 2 antrenmanları daha neler neler. Koşmaktan çok hoşlandığımı anladım bu süreçte. 

Haftada 2-3 gün yüzdüm, yüzüyorum. İlk başta sırt üstü olarak başlayan yüzmelerim daha sonra serbest stil, 3 kulaç 1 nefes, 2 kulaç 1 nefes, 2 beat kick vs.’e dönmeye başladı ve kendi stilimi oturttum. 3:50/100m  ile başladığım yüzme süreci şu anda 1:50/100m seviyelerinde.

Haftada 2-3 gün bisiklete bindim/biniyorum. Kışın çok yapamasam da yazın yapıyorum bunu . Eski rutin devam. 

Haftada 2-3 gün kuvvet antrenmanı yaptım/yapıyorum. Her kuvvet antrenmanına core güçlendirme ile başlayıp, hip güçlendirme ile devam ediyorum. İlk gün titreye titreye 30sn durabildiğim Plank pozisyonunda bugün 180sn durabiliyorum. Ayrıca kuvvet antrenmanlarımı kol günü, göğüs günü ve sırt/omuz günü olarak ayırdım. 30-40 dk.’lık antrenmanlar rahat rahat yetiyor.

Yazları bu iş çok kolay bence. Sabah 05:30’da kalk, 1 saat koşu veya bisiklet, eve dön, hazırlan, işe git. Miss. Kışın, ancak akşamları. Akşam olunca daha bir yorucu oluyor bence. Hatta akşam olunca örneğin koşup üzerine güç antrenmanı yapmak iyice yorucu olabiliyor.

Bana Yardımcı Olanlar

Bir de bu süreçte bana yardımcı olan elektronik zamazingolar da var;

MyFitnessPal; Çok disiplinli bir şekilde bu telefon/bilgisayar programını kullandım. Amacı kalori saymak. Yediğim her şeyi yazdım içine. Bana her türlü protein, karbonhidrat vs. içeriğini verdi. Elimin bir terazisi olmaya başladığı zaman bıraktım bu programı. Ama şöyle söyleyeyim içinde kendi hazırladığım 15 tane tarif var ve bu programı 1 Haziran’da kullanmaya başlayıp, 10 Ekim’e kadar kullanmışım. 131 gün boyunca her şeyi tek tek yazmışım. Besin değerlerini öğrenmek adına inanılmaz işe yaradı. Bu da bir günden bir örnek;

liste

Garmin Fenix 3; Kıymetlimissss demek istiyorum. Tüm sportif ihtiyaçlarımı karşıladı bu saat. Hem günlük aktivitemi sayıyor, hem bisikleti ölçüyor, hem koşuyu ölçüyor, hem yüzmeyi ölçüyor, DAHA NE İSTERİM BİR SAATTEN. Ha bir de normal bir saat olarak kullanabiliyorsunuz, o da güzel bir özellik . Edge 510, ForeRunner 305’i falan sattım. Aktivite takibi nedeniyle gün içinde daha çok hareket etmeye başladım. Koşuda verdiği metrikler sayesinde daha efektif koşmaya başladım. Yüzme metrikleri sayesinde, stilimi düzelttim ve artık 2km aralıksız yüzebiliyorum. Dünya tatlısı bir saat kendisi!

Son sözler

Pelin’in bu süreçte bana hep söylediği şey şu oldu, “kendini kısıtlama, kısıtlarsan o yaptığın şey sürdürülebilir olmaz”. Hakikaten de öyle. Daha önce dediğim gibi “rejim” değil, “diyet değişikliği” yapmakmış önemli olan. Rejimde “onu yemeyeyim”, “bunu az yiyeyim”, “bunu yemem yasak” dedikçe insanın canı daha çok çekiyor. Bu şekilde yapınca çok rahat bir şekilde uyum sağladım yeni beslenme biçimime.

Bu sabah tartıldığımda 89.6 kiloydum. 108 nereeeee, 89 nere. Şunu da belirteyim, bel ağrılarım kalmadı. Dizlerim ağrırdı eskiden, onlar geçti. Ve şu anda İznik Triatlonuna hazırlanıyorum . İyiyim yani. 

Bu yazının kalıcı bağlantısı https://kirlibisikletler.com/2018/02/abi-sen-zayifladin-mi/

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.