«

»

Eki 24 2011

Leyleği Yerde Gördük

Dün Beşiktaş’a doğru gitmeyi planlarken geç kaldığımız için Yeşilköy sahiline gitmeye karar verdik. Bisikletlerimize atlayıp yola çıktık. Her zaman kullandığımız yolu kullanıp sahil yoluna çıktık. Birkaç araba kullanmayı öğrenememiş insansı varlık atlattıktan sonra sahile inen merdivenlere geldik. Merdivenlerden inerken gördüğümüz kediyi sevmeye çalışırken yalnız olmadığını farkettik. Bir anda etrafımızda yaklaşık 8 tane kedi olduğunu gördük. Pelin gerçekten de hangisini seveceğini şaşırdı.

Burada 5-10 dakika geçirdikten sonra sahile indik ve böylesine güzel bir havada sahilde nasıl oturmayız diye düşünerek çimenlere attık kendimizi.  Burada da bisikletine ses sistemi düzmüş, çılgıncasına arabesk müzik dinleyen bir arkadaşı gözlemleyerek 15-20 dakika oturduk.



Daha sonra bisikletlerimize atlayıp dolaşmaya başladık, havanın bu kadar güzel olması da şansımızaydı. Dolaşırken bisiklet yolundaki insanlarla uğraşmak bile keyfimizi kaçırmadı. Hele ki gün batışı görülmeye değerdi.



Hava kararıp, soğumaya başladığında artık geri dönme vaktinin geldiğini anladık ve geri dönüş yoluna koyulduk. Geri dönerken yolda bir gariplik olduğunu farkettik ve bir leylek ile burun buruna geldik. Yaya yolunda öylece duruyor ve insanlar yanından yürüyerek geçiyorlardı, bizim dışımızda kimseye garip gelmemişti. Sanırım ilk ipucumuz buydu. Pelin yavaş yavaş yanına yaklaştı ama leylek pek yakın davranmadı, 1-2 tane fotoğraf çektikten sonra “hadi madem gidelim” dedik, tam bu sırada arkamızdan “gel, gel, gel kızım” diye bir ses geldi ve leylek de o sesi tanıyarak koşa koşa o sese gitti. Öğrendik ki meğerse leylek oranın leyleğiymiş, bir kaç hafta önce sakatlanmış ve oradan ayrılamıyormuş. Veterinere götürülmüş, bakımı yapılmış artık uçabiliyormuş fakat oradan ayrılmamış.

Oradaki beyefendi ve hanımefendilere iyi akşamlar dileyip oradan ayrıldık ve yaklaşık 30 dakika sonra evdeydik. Çok uzun bir tur olmadı ama çok keyifli bir tur oldu. Kalabalık olsa da Yeşilköy sahili güzel bir yer..

Toplam mesafe : 27.58 km
Toplam sürüş süresi : 1:52:32
Ortalama Hız : 14.7 km/s 

  1. pelin

    Ayrıca o ses sistemli ve hayata sitemli arkadaş “laylayloom galiba sana göre sevmeler…” dinliyordu. Oturduğumuz çimler ise resmen pamuk gibiydi, çok sık ve yumuşacıktı, bisikletin tekerleği, pedal içine gömüldü yatırınca. Evin kasvetli havasından sonra o çimenler ve karşıda akşam güneşine tutulmuş deniz harikaydı, anlatılmaz.
    Leylekle tüm iletişim kurma çabalarım sonuçsuz kaldı, meğer olay balıkmış. Ben ona doğru gittikçe, o da ilerledi, öyle yan yana yürüdük bir süre. Taa ki o abi geldi, balıkları atmaya başladı, bizim kız hapur hupur yedi ve peşinden ayrılmadı abinin. Sobası bile varmış göç zamanını kaçıran bu sevimli kızın. Umarım yaza dek idare eder. Fazla da uçamıyormuş zaten, karşıki otele doğru gezinip geliyormuş…

  2. pelin

    Kedi sevmeyi özleyenlerin ise Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra ikinci adresi burası olmalı bence. Oranın adı kedili merdiven olsun. Bir tanesine pisi pisi dedim, her yandan minnoşlar koşmaya başladı. Fotoğrafta görüldüğünden de çoktular. Ve hepsi sevilmeye meraklı. Ben gözüme minik kardeşleri kestirmiştim ama koca koca kafalı erkekler mi demezsin, renkli dişiler mi, her yanıma kedicikler yanaşıyorlar, sürtünüyorlar, birkaç elim daha olsaydı hiç fena olmazdı hani… Ha şikayetçi miydim, elbette hayır. Hatta ordan ayrılmakta bile zorlandım. E her ikimiz de seviyoruz zaten, bayıla bayıla okşadık kedicikleri. Tabi Edip boş durmamış o sırada, fotolarımızı da çekmiş komik momik. Sıra sana da geleceek!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.