May 09

Sarıyer Bir Ki, Sarıyer Yolcusu Kalmasın

Merhaba Sayın Seyirciler,

Bugün sizlere son turumuzdan bahsedeceğiz (Alkış). Ben Pelin yazıyorum, Edip de yanımda sufle veriyor. Şu anda Abbasağa Parkı’ndan size sesleniyoruz. Her yerde internetimiz var (ha ha ha haa)!

Bisikletlerimizle  24 Nisan günü sabah 9′u 15 geçe benim evden çıktık. İstikamet Sarıyer. Henüz Beşiktaş semalarındaydık ki, duraktaki amca bize “Azraille kontratınızı yaptınız mı?” tadında bir şeyler söyledi. Verdiği büyük moralle Ihlamur’u bitirdik ve sahil yoluna döküldük! Hava gayet güneşliymiş diyor Edip. Ben hatırlamıyorum.

Kuruçeşme’de ilk molamızı verdik ve marketten soda, su filan aldık, tabi enerji kaynağı muz da aldık. Parkta oturduk, Bebek turumuzda da bu parkta dinlenmiştik. Orda her zamanki gibi köpekler bulduk ve sevdik. Belki fotolarda vardır, bakalım göriciiz.

Sonra tekrar yola koyulduk. Birçok bisikletli gördük yollarda ama hiçbiri nerdeyse selam vermedi bize. Edip tilt oldu!

Bebek tarafı çok kalabalıktı, bir ton insan, söylene söylene geçtik orayı. Yeniköy taraflarında bir iskelede ikinci molamızı verdik. Orda bisikletlerimizin fotoğraflarını çektik demirlere dayayıp.

Sıcak epey susatıyordu şimdi anımsadım. Edip diyor ki sonra  Kireçburnu fırınına uğramışız ve bana bir sürü iğrenç çekirdekli tatlı kurabiyeler alıp hepsini de kendi yemiş hahahahaha.

Tam fırından ayrıldık, böyle kendimize sahilde afili yerler arıyoruz. Gözüme birden pasparlak masmavi bir şey çarptı. Ve Ediiip diye bağırmaya başladım!  O da ne sahilde İsmail Abi vardı. Nam-ı diğer Serkan Keskin. Meğersem Leyla ile Mecnun çekiliyormuş. Hemen yavaşlayıp oracıkta duruverdik. Bir de Ali Atay, Yavuz Hırsız filan hepsi orda. İsmail Abi Edip’e poz da verdi. Kısa bir süre çekimi izledik ve sonra aldıklarımızı yemek için kendimize daha sakin bir yer bulmaya gittik. Bu da böyle bir anımızdı…

Bu sırada yemek dışındaki ihtiyaçlarımızı da giderebilmek için önce Belediye’ye uğradık, Edip’in kıyağıyla içeri girdik ve oh rahatladık. Sonra Sarıyer Meydanı’nda gidiş yönündeki son molamızı verdik. Sakin bir yer ararken orda da bir dizi çekimine denk gelmeyelim mi? Amaan bizi mi takip ediyorsunuz kardeşim, demedik yememize baktık…

Bundan sonrasını Edip yazmakta.

Sonra da geri dönüş yoluna başladık. Yanlış hatırlamıyorsam Emirgan civarlarında iki bisikletli arkadaşa denk geldik ki Kuruçeşme’ye kadar sürekli bir takip halindeydik, kah onlar önde kah biz öndeyiz. Ama ben çok gaza gelmişim, iki tane ışık geçmişim, öyle dedi Pelin, utandım kendimden.

Dönerken az mola verdik galiba.. Bir molamızı Yeniköy Askerlik Şubesi’nin orda verdiğimizi hatırlıyorum, diğerini de yine Kuruçeşme Parkı’nda. Yine aynı yolları takip ederek Pelin’e vardık. Yorulduk, ama en çok yoran Pelin’in evinin çıkışındaki, muhtemelen 45° eğimli olan, yokuş oldu.

Toplam mesafe : 48.30 km
Toplam sürüş süresi : 3:24:54
Ortalama Hız : 14.1 km/s 

Oca 11

Yaz için tur planı: İstanbul-Ayvalık

Pelin’le yaz için Ege’ye doğru bir tur yapma kararı aldık ve çalışmalara başladık hemen..

İlk önce kabataslak bir rota çıkardık:

1. Gün:
İlk gün İstanbul’dan Bandırma’ya deniz otobüsü ile geçip, ilk günü hafif bir turla geçirmeyi düşündük. Bandırma’dan çıkıp Erdek’e, oradan da Ocaklar ve Narlı’ya gitmeyi planlıyoruz.

İlk günün rotasını değiştirmeye karar verdik. Vapurdan inip, Bandırma’ya çok da uzak olmayan Manyas Kuş Cenneti’ne gidip, oradan Edincik üzerinden Erdek’e gideceğiz..

Bu girişin kalanını oku »

Eki 24

Leyleği Yerde Gördük

Dün Beşiktaş’a doğru gitmeyi planlarken geç kaldığımız için Yeşilköy sahiline gitmeye karar verdik. Bisikletlerimize atlayıp yola çıktık. Her zaman kullandığımız yolu kullanıp sahil yoluna çıktık. Birkaç araba kullanmayı öğrenememiş insansı varlık atlattıktan sonra sahile inen merdivenlere geldik. Merdivenlerden inerken gördüğümüz kediyi sevmeye çalışırken yalnız olmadığını farkettik. Bir anda etrafımızda yaklaşık 8 tane kedi olduğunu gördük. Pelin gerçekten de hangisini seveceğini şaşırdı.

Burada 5-10 dakika geçirdikten sonra sahile indik ve böylesine güzel bir havada sahilde nasıl oturmayız diye düşünerek çimenlere attık kendimizi.  Burada da bisikletine ses sistemi düzmüş, çılgıncasına arabesk müzik dinleyen bir arkadaşı gözlemleyerek 15-20 dakika oturduk.



Daha sonra bisikletlerimize atlayıp dolaşmaya başladık, havanın bu kadar güzel olması da şansımızaydı. Dolaşırken bisiklet yolundaki insanlarla uğraşmak bile keyfimizi kaçırmadı. Hele ki gün batışı görülmeye değerdi.



Hava kararıp, soğumaya başladığında artık geri dönme vaktinin geldiğini anladık ve geri dönüş yoluna koyulduk. Geri dönerken yolda bir gariplik olduğunu farkettik ve bir leylek ile burun buruna geldik. Yaya yolunda öylece duruyor ve insanlar yanından yürüyerek geçiyorlardı, bizim dışımızda kimseye garip gelmemişti. Sanırım ilk ipucumuz buydu. Pelin yavaş yavaş yanına yaklaştı ama leylek pek yakın davranmadı, 1-2 tane fotoğraf çektikten sonra “hadi madem gidelim” dedik, tam bu sırada arkamızdan “gel, gel, gel kızım” diye bir ses geldi ve leylek de o sesi tanıyarak koşa koşa o sese gitti. Öğrendik ki meğerse leylek oranın leyleğiymiş, bir kaç hafta önce sakatlanmış ve oradan ayrılamıyormuş. Veterinere götürülmüş, bakımı yapılmış artık uçabiliyormuş fakat oradan ayrılmamış.

Oradaki beyefendi ve hanımefendilere iyi akşamlar dileyip oradan ayrıldık ve yaklaşık 30 dakika sonra evdeydik. Çok uzun bir tur olmadı ama çok keyifli bir tur oldu. Kalabalık olsa da Yeşilköy sahili güzel bir yer..

Toplam mesafe : 27.58 km
Toplam sürüş süresi : 1:52:32
Ortalama Hız : 14.7 km/s 

Eski yazılar «

En Üste DönEn Üste Dön